Etiket arşivi: sarphan uzunoğlu

Online Journalism

Gazeteler Dijitalleşirken: Kognitif Emek Nereye?

Sarphan Uzunoğlu *

Türkiye’de entelektüel emek tartışması çoğunlukla Ortodoks Marksist yorumlara kurban ediliyor. Kognitif (bilişsel) emek üzerine söylenen sözler akademi dışında yeterince itibar bulmuyor, kognitif emekçilerin örgütlenme çabaları ve prekerleşen (kırılgan hale gelen) çalışma sisteminin yorumlanması ise  çoğunlukla lüks muamelesi görüyor. Türkiye’de yayıncılığa gerçek anlamıyla yeni bir soluk getiren ve yeni teorinin kitleselleşmesi, Marksizm’in güncel yorumlarının tebliğ edilmesi gibi işlevleri olduğuna inandığım Notabene yayınları ise bu ‘lüks’ tartışmayı yapabilme imkanını bize sunuyor. Yayınevi TripleC dergisinin, 2012 tarihli Marx Geri Döndü: Günümüzde Eleştirel İletişim Çalışmaları Açısından Marksist Kuram ve Araştırmanın Önemi başlığını taşıyan sayısını gayet düzgün çevirilerle yayınladı.

Okumaya devam et

3177_Murat_Gulsoy224

PRENS SABAHATTİN’DEN BEŞİR FUAT’A: BÖLÜNMÜŞ KADERLERİN ROMANINI YAZMAK

Sarphan Uzunoğlu

Türkiye’nin siyasi tarihini okumanın bir yöntemi de Osmanlı’dan bu yana ‘sürgünlerinin’ tarihini okumaktan geçer.  Bu ülkede, siyasi iktidarın yaşı kadardır sürgünün, dönüşün ve dönemeyişin yaşı.

Murat Gülsoy’un Gölgeler ve Hayaller Şehrinde isimli Can Yayınları tarafından yayınlanan kitabı, Türkiye’nin ‘sürgünler tarihine’ eşlik ediyor. Üstelik, en bilindik sürgünlerimizin ülkesi Fransa’dan dünyanın en karmaşık sılası İstanbul arasında tesbih gibi dizilmiş bir olay dizisi üstünden.

Kitap günümüz Türkiye’sini de açık biçimde ndiron Osmanlı tarihinin en kara dönemlerinden  birinin hemen ardından gelen Meşrutiyet’in ilanı ve onu takiben Fransa’da bir gazetenin Türkiye’de olan biteni birinci elden aktarmak için İstanbul’a yolladığı bir gazetecinin başından geçenler üzerine kurulu. Bu maceranın içine atılan gazetecinin en temel ‘sıkıntısı’ ise kimliğidir. O Fuat olarak doğan ama Franck Chausson adıyla Fransa’da yaşamaya mahkum edilen biri. O, bu topraklarda iktidarın kustuğu kinin nehrinde dünyanın başka topraklarına sürüklenmiş ve oraya da asla kök salamamış biri. Bu yönüyle Gülsoy’un bundan önceki tüm karakterleriyle birleşiyor. Zira Gülsoy’un karakterlerinin ortak noktası budur: Rahatsızlık ve durduğu yerden memnun olamama.
Okumaya devam et