Etiket arşivi: Ermeni Soykırımı

recepmaraşlı

Recep Maraşlı – Yüz Yıl Önce Yüz Yıl Sonra

Recep Maraşlı

Gelecek yıl 1915 Soykırımı’nın 100. yıldönümü.
Adalet arayanlar için de, inkârcılar için de 100. yıldönümü sembolik bir anlam taşıyor.
Soykırımın maddi-manevi, hukuksal yaralarının sarılmasını talep edenler, aradan bu kadar uzun süre geçmiş olmasına rağmen, sorumluların halen ilk günkü katılıklarında bulunmasından, adalet arayışlarının bu denli ağır ilerleyişinden dolayı bir kez daha yaralanıyorlar.
Soykırım inkârcıları için ise 100. yıl bir nevi “zaman aşımı”, kritik bir eşiğin atlatılması gibi gözüküyor. “Üzerinden 100 yıl geçmişse bu konu artık gerçekten sadece ‘tarihin’ konusudur, siyasi gündemden de düşmelidir” diye avunuyor olmalılar.
Acaba böyle midir; zaman, soykırım gibi büyük bir zulüm de olsa duyarlılıkları, sorumlulukları aşındırır mı?
Konumuz tarih…
Tarih ama aslında tarihi konuşurken, esaslı biçimde geleceğimizi tartışıyoruz. Bu da bir gerçek…
Çok kültürlü, çok uluslu, çok dil ve inançlı bir toplumsal yapı; etnik arındırılmalara çöküntüye uğratılarak; sürgün-soykırım-asimilasyon politikalarının darbeleri altında; tek-ulus, tek-dil, tek-devlet totalitarizmine hapsedildi. Halen bunun acılarını, çatışma ve çelişkilerini yaşıyoruz. “Bu cendereden nasıl ve hangi araçlarla çıkabiliriz, geleceğimizi yeniden ve nasıl inşa edebiliriz?” sorusu ise güncel.
Dünü sorgularken, bugünün cevaplarını, yarının çözüm yollarını arıyor olmalıyız. Okumaya devam et

nevzatonaran

Nevzat Onaran: “Ya Türkiye kazanacak, ya Türk milliyetçiliği”

Deniz Yarın

Anadolu topraklarında ‘öteki’ olarak dünyaya geldiyseniz, bir de doğum gününüz 24 Nisan’sa daha ilkokuldayken, ‘Türkiye’nin yüzde 99’u Türk ve [Sünni] Müslüman’dır resmi söyleminin gerçeği yansıtmadığını ‘iyi bilirsiniz’! Doğum günlerimin kutlandığını hatırladığım en eski seneden babamın sesi kulaklarımda kesik kesik; ‘tüm Anadolu’dan, ekinleri tarlalarda kalarak, kucaklarında çocuklarıyla’… Tıpkı köylerindeki ‘Ağanın tarlası’nın, gerçekte ‘Ohanneslerin tarlası’ olduğunu öğrenen Nevzat Onaran’ın şaşkınlığı gibi, şaşkınlık…

Onaran, bu farkındalığıyla kendi köyü Malatya Hasançelebi’de 2002-2003 yazında sözlü tarih çalışması yapıyor. Ardından 80 cilde yakın Meclis tutanağını inceliyor, Ermenilerin mallarının nasıl el değiştirdiğine dair ilk ortaya çıkardığı kanun da bu ciltlerden. Kanuna dair yazdığı yazı saygıyla andığımız Hrant Dink döneminde 27 Mayıs 2005 tarihli Agos’ta yayınlanıyor. Ve kendi tabiriyle “Osmanlıca bilmeyen, tarih değil iktisat okumuş bir gazeteci olarak kendini ‘mülklerin Türkleştirilmesi’ denizinin içine” atıyor. 2005 yılından bu yana hem İttihat ve Terakki’nin ‘merkeziyetçi ve Türkçü’ ekonomi politiğini analiz ediyor hem de son Osmanlıca öğreniyor.

2014 yılındayız, 1. Dünya Savaşı başlangıcının birinci asrı doldu. Önümüzdeki yıl da 24 Nisan 1915’in 100’üncü yılı. Nevzat Onaran bu geçen bir asırlık sürede İttihat ve Terakki’nin resmi ideolojisi haline getirdiği ‘Türk milliyetçiliğinin nasıl faşizmi içselleştirdiğini’ bize anlatıyor. 1914’te Türkiye’nin bugünkü sınırları içinde toplam nüfusta Hıristiyanların ve Musevilerin oranı yaklaşık yüzde 20. Bu oran, 1920’de yüzde 11’e ve 1927’de mübadelenin de etkisiyle yüzde 2,7’ye düşüyor. 1927’de ülkede 13,6 milyon kişi yaşıyor. Bunların yaklaşık 370 bini Hıristiyan ve Musevi. Şu anda nüfus 76 milyonu aşmış durumda, ülkede yaşayan Hıristiyanlar 100 bin… 1927’deki oran korunsa bile şu anda Ermeni, Rum ve Süryani nüfus 2,1 milyon aşmış olacaktı.

Evrensel Basım Yayın’dan çıkan Osmanlı’da Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi (1914-1919) Emval-i Metrukenin Tasfiyesi-I ve Cumhuriyet’te Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi (1920-1930) Emval-i Metrukenin Tasfiyesi-II iki ciltten oluşan kitaplarını bize anlatması için 24 Nisan’ın 99’uncu yıl dönümü arefesinde Nevzat Onaran ile bir araya geldik. Ciltlerde sadece malların Türkleştirilmesi değil, Mimar Sinan’ın 1935’te açılan mezarından kafatasının Türk olduğunun ispatlanması için çıkartılmasından tutun, Dersim’in Tunçeli’ye dönüşümüne kadar pek çok konu, belgeleriyle incelenmiş. İçinde bulunduğumuz çalkantılı dönemi de daha iyi anlayabilmek için Onaran’a ‘yakın tarihimizi’ sorduk, o da cevapladı.

Okumaya devam et