Kategori arşivi: Ocak 2014

pasolini

Pasolini’nin Dinmeyen Kızgınlığı

(Mesele 85′ten)

Erol Yeşilyurt

Pier Paolo Pasolini, 1 Kasım 1975′de bugüne kadar yargı önüne çıkarılamayan katiller tarafından hunharca öldürüldüğünde 53 yaşında idi. İşlenen cinayetin üzerinde ki sis perdesi yıllar süren araştırmalar ve spekülasyonlara rağmen henüz ortadan kalkmadı. Ancak Pasolini’nin neden öldürüldüğü konusunda ortak bir kanı mevcut: Eşcinsel kimliğini gizlemeyen ve bu tercihinden dolayı İtalyan Komünist Partisi’nden ihraç edilen ve İtalya da öncelikle bir yazar sonra da sinema yönetmeni olarak tanınan Pasolini, İtalyan devleti ve üst sınıflarını gerek film gerekse de makaleleri, eleştirileri, romanları ve şiirleri ile sürekli olarak kızdırdı; mahkemeler önüne çıkarılarak yargılandı. Okumaya devam et

anarsistaydin

Türkiye’de “anarşist aydın” olmak

RIFAT SALTOĞLU

(Mesele, sayı 85′ten)

Barış Soydan’ın Türkiye’de Anarşizm: Yüz Yıllık Gecikme’si[1], anarşist düşüncenin bu topraklardaki serüvenini belirli problemler çerçevesinde ele alan, bir yakın dönem siyasi tarih çalışması. Bu çalışmayla, anarşizmin Osmanlı’daki akıbetinden ‘60’lı ve ‘70’li yıllardaki algısına; ‘80’lerde bir düşünce ve hareket olarak doğuşundan ‘90’lı ve 2000’li yıllardaki gelişimine kadar, bu sıra dışı akımın Türkiye’deki kısa öyküsünün ana çizgileriyle belirginleştirildiği söylenebilir. Okumaya devam et

madiba

Bir cenazenin maskelileri…

Candan Yıldız

(Mesele Dergisi, sayı 85′ten)

Mart ayıydı… Irkçı azınlık Beyaz hükümetin, yönetimi Siyahlara bırakışının 19.yılıydı. Güney Afrika’nın en büyük kenti Johannesburg’ta Mozambikli bir taksi şoförü (Mido Macia) tartıştığı polisler tarafından polis aracının arka tamponuna kelepçelenip karakola kadar sürüklendi. 27 yaşındaki Macia insanlığın sürüklenişine dayanamadı ve öldü. Sürükleyenler Siyah, sürüklenen de Siyahtı… Okumaya devam et

boratav

Boratav: Gezi, sistem karşıtıdır, kamucudur, anti-kapitalisttir, komüncüdür

Can Semercioğlu

(Mesele Dergisi, sayı 85′ten)

– Can Semercioğlu: Gezi’de açığa çıkan tepkilerin AKP hükümetine yönelik olduğu çok yaygın bir görüş. Toplumsal hareketlerin üç, beş yıllık birikimlerin ürünü olmadığı, bundan fazlası olduğu göz önünde bulundurulduğunda Gezi direnişi nasıl bir birikimin, hangi birikmiş tepkilerin bir sonucudur? Yaşam tarzına müdahale ve çevresel-kentsel tahribata karşı gösterilen tepki göz önünde bulundurulduğunda Gezi direnişinde ekonomi dışı etkenlerin payı hakkında ne söyleyebilirsiniz? Okumaya devam et

leylaşimşek

Teknoloji ve Yeni İletişim Olanakları Üzerine

Leyla Şimşek-Rathke*

(Mesele Dergisi, sayı 85′ten)

Teknoloji yeni, peki ya değerler?

Fransız düşünür Michel Foucault’ya bir söyleşisinde mimari düzenlemenin insanları özgürleştirici (dolayısıyla da baskılayıcı) bir potansiyeli olup olamayacağı sorulduğunda Foucault’nun cevabı, mimarinin kendiliğinden bunu sağlamasının mutlak olarak mümkün olamayacağı, mimariye anlamını vereceklerin nihayetinde onu kullanacak insanlar, daha doğrusu insanların eylemleri olduğu şeklindedir (2006:135–6). Bu cevap bütün teknik ve teknolojik sistemler için aynı ölçüde geçerlidir. Teknik ve teknolojinin anlamı, biz insanların, özellikle de norm belirleyenler olarak ilk kullanıcıların, onu hangi kültürel çerçeveye oturtup ne şekilde kullanacağına, ona hangi anlamları yükleyip onunla hangi değerleri aktaracağına bağlı olarak şekillenecektir. Yani teknolojinin anlamı içine girdiği topluma göre şekillenecektir. Yoksa teknoloji kendi başına salt olumlu veya salt olumsuz bir değer olamaz. Okumaya devam et

Çokkültürcülük

Küresel Kapitalizm, Kimlik Siyaseti, Kültürel Görecelilik ve Çokkültürlülük

Ferma Lekesizalın

Aşağıdaki sözler Kanada’da yaşayan bir göçmene ait:

Kanadalı olmak Batıyı kucaklamak ve farklı kültürünü özgürce benimsemektir. Batının temsil ettiği, kökleri eski Yunan’a giden, inançları Hristiyan etiğine demir atmış, siyaseti babadan oğula geçen iktidara karşı demokratik refleksin yarattığı yükselen devrimlerle şekillenmiş, felsefesi deney ve teste dayalı bilimsel yöntemin gelişmesinden etkilenmiş, kültürü yeni fikirlere açık, Kant’ın öğrenme cesareti dediği Aydınlanma değerleriyle beslenen uygarlığı benim yaptığım gibi, hayranlık ve şükranla kabul etmektir. [1] Okumaya devam et

İrfan Sancı

İrfan Sancı: “Apollonaire’in edebiyatçı olduğunu ispatlamak zorunda kaldık”

Mesele Dergisi, sayı 85′ten…

Eda Yiğit

Eda Yiğit: Sel yayıncılığın yayın politikanızı nasıl tanımlarsınız?

İrfan Sancı: Sel Yayıncılık her şeyden evvel dinamik bir yayınevi. Başından beri edebi-politik-kuramsal-toplumsal hemen her konuya “zıplayan” bir aksta yürüyor. 1990’da dönemin koşullarının ve yürütücülerinin ilişki ağları doğrultusunda gazeteci-yazarların dosyalarını kitaplaştırarak çıktığı yolun daha başında Borges’ten Neruda’ya, Cocteau’dan Enis Batur’a edebiyat yayıncılığına hızlı bir geçiş yaptı. Zaman içinde yayın çizgisini çeşitlendirerek bugüne ulaştı. Okumaya devam et