Mesele tarafından yazılmış tüm yazılar

Good-Morning-Vietnam-poster

Robin Williams’ı Anarken: Good Morning Vietnam

ROBIN WILLIAMS’I ANARKEN: GOOD MORNING VIETNAM

 Kutay Ucun

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz, Hollywood’un önemli aktörlerinden Robin Williams, sinemaseverler tarafından her daim yüzlerini gülümseten bir oyuncu olarak hatırlanacak.  Williams, içerisinde bulunduğu her projeyi başarılı oyunculuğu ve kendine has enerjisi ile yükseklere taşımış, kimi zaman olmazları olduran, çoğunlukla da mizah yönü kuvvetli, yol gösteren bir kılavuz karakter olarak karşımıza çıkmıştır. 1987 yapımı “Good Morning Vietnam” ise Williams’ın parladığı en önemli filmlerden biri olarak gösterilebilir. Hollywood, Vietnam savaşı üzerine yapılmış onlarca film ile konuyu ticari bir çatışma unsuru olarak sunarken farklı sinemasal bakışları da beraberinde getirmiştir. Okumaya devam et

Stuart Hall-2

Pan-Afrikanizmden Sonra

Gayatri Chakravorty Spivak

Edward W. Said 2003’te öldü. Jacques Derrida 2004’te öldü. Kofi Awoonor Westgate Mall’da [bir alışveriş merkezi] geçen yıl öldürüldü. Şimdi de Stuart Hall gitti. Bir kuşağa damgasını vuran entelektüel ve aktivistler, entelektüel-aktivistler yitip gidiyor. Stuart Hall’dan önce dünya çapındaki akademisyenler “Kara Britanya”yı düşünemezlerdi. Britanya’da Kültürel Çalışmaların etkisi akademinin sınırlarının ötesine geçti. Sessiz, kibar, nükteli, azimli, bilgili, özgün bir politik düşünür olarak Hall, entelektüel ve aktivist kültürel üretim içindeki öğrenciler kuşağına ilham kaynağı oldu. Paul Gilroy, Angela McRobbie, Isaac Julien, John Akomfrah, liste uzayıp gider.

Okumaya devam et

vijay2

Zaman Filistin’e ağır darbeler vurdu

Vijay Prashad

Sömürgesizleştirme

Zaman Filistin’e ağır darbeler vurdu.

1948’de İsrail’in kuruluşu Filistin’i haritadan sildi. İsrail askerleri halkı çıkararak tarihi Filistin’in topraklarına ve nefesine ilerledi – Arap dünyasının orduları onlara yardım edemedi. Sonra Mısır’da, alçaklık irin toplayacaktı. 1952’de Kral’a karşı Özgür Subaylar isyanına yol açan da buydu. Subaylar monarşilerinin ordularını düzgün bir biçimde teçhizatlandırmada başarısız olduğunu hissetti. Bu başarısızlık Filistin ulusunun tarihsel yenilgisine sebep oldu.

Okumaya devam et

IRFAN AKTAN

İrfan Aktan: Müzakere, mücadeledir

Yunus Öztürk

Suriye iç savaşının yol açtığı siyasal sonuçların nelere yol açacağına dair belirsizlik devam ediyor. Aradan geçen son üç yıl içinde, Şam rejimini devirme girişimi, Özgür Suriye Ordusu temelinde oluşturulan Batılı muhalefetin iktidarı devralması stratejisi şimdilik ikinci plana düştü. ABD stratejisinde esnerken, Türk hükümeti ve müstakbel başbakan ve eski dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Ortadoğu planları da bozuldu.

Suriye Kürdistanı’nda (Batı Kürdistan/Rojava) ortaya çıkan “kanton” yönetimleri, sadece Suriye için değil Ortadoğu için de laik, tüm ulusal ve etnik yapıların temsiliyetine dayalı özyönetimci alternatifler olarak ortaya çıktılar.

Okumaya devam et

alisimsek1

Ali Şimşek: Arzu devrimcidir

Can Semercioğlu

Can Semercioğlu (CS): Senin Yeni Orta Sınıf kitabını yazdığın zamanla günümüz arasında neredeyse on yıllık bir fark var. Bu on yıldaki değişimi nasıl görüyorsun? Senin ele aldığın çerçeveden kuşkusuz farklılıklar var. Diğer taraftan liberaller yeni orta sınıfı (YOS) bir biçimde kutsuyor, bazı sol kesimler farklı bir devrimci potansiyelden söz ediyor, geleneksel Marksistlerse bu kavramı reddetmeye ya da proleterya kavramının içine almayı tercih ediyor. Bu konuda neler söylersin?

Ali Şimşek (AŞ): Öncelikle şunu söylemek gerekiyor. Gezi’yle beraber bir orta sınıf tartışması aldı başını gitti, gündeme oturdu. Eskiden beri çalışıyordum bu konuda, yapayalnızdım. Tartışma yoktu, bir şey yoktu. O anlamda Gezi’deki çıkış beni sevindirdi. Zaten kitabı genişletip yeni bir baskı yapmamın sebebi de bu.

Okumaya devam et

pazaradüşen

Pazara Düşen Edebiyat

Cansu Karagül

Kültür ve Turizm Bakanlığı ISBN Ajansı ile Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’nden edinilen bilgilere göre 2012 yılında Türkiye’de 42.337 çeşit kitap yayımlanmış. Bunların arasından ders kitaplarını çıkardığınızda dahi elde kalan veri, 2000’li yıllarda çığ gibi yükselen kitap enflasyonunu gözler önüne seriyor. Üstelik bu durum yalnızca Türkiye’de değil, dünyaya da özgü. Okuma alışkanlığıyla ters orantılı biçimde, her geçen yıl yazarların, dağıtımcıların, yayın evlerinin ve kitap tanıtımları ve eleştirilerine yer verilen yayınların sayısı artıyor. Hal böyle olunca, kitap okumak için zaten kısıtlı zaman bulabildiğimiz ve daha afili geldiği için önüne “modern” sıfatı eklediğimiz hayatlarımızda neyi okuyup neyi okumayacağımızı seçmek giderek güçleşiyor. Bir anda herkes kitap kurdu olmaya ya da yazarlık yeteneği kazanmadı elbette. Ancak, sanatın her alanına nüfuz eden market kuralları edebiyata da fazlasıyla sızdı ve yayınevleri piyasa koşullarıyla baş edebilmek adına daha az seçici olmayı kendine şiar belledi. Doğu Avrupalı edebiyat profesörü Dubravka Ugresic, Ayrıntı Yayınları’nın Sanat ve Kuram dizisinden çıkan Okumadığınız İçin Teşekkürler- Edebi Safsatalar Üzerine Makaleler ‘de tam da bu konuya parmak basıyor.

Okumaya devam et

???????????????????

12 Eylül’ün en yüksek aşaması: Erdoğanizm

Gencer Çakır

Başlığın Lenin’in malum eserini (1) andırdığının farkındayım. Gerçekten de Türkiye’nin bugünkü durumunu başka türlü ifade etmek pek mümkün görünmüyor. Mesele dergisinin Ağustos (2) sayısına verdiği röportajda Kadir Cangızbay şu tespitte bulunurken son derece isabetlidir: “Günümüz Türkiyesinde, özellikle de bugünlerde, siyasal sistemi ‘parlamenter’di, ‘prezidansiyel’di diye kavramlar üzerinden tartışmak, her şeyi kendi elinde toplamak isteyen ufuksuz ve çok tehlikeli bir despotun ayak oyununa gelmektir. Erdoğan, 12 Eylül’ün siyaseti yasaklayan rejimini daha da koyulaştırmıştır” (s. 46). Bu tespitin çok önemli olduğunu düşünüyorum ve yazının başlığını da işte bu yüzden “en yüksek aşama” diye koymak istedim.

Okumaya devam et