IMG_0624

İslamcı sermayenin yükselişi, muhafazakârlık ve otoriterlik

Röportaj: Gencer Çakır 

Gencer Çakır: İsterseniz ilk önce şu soruyla başlayalım: İslamcı sermayeyi nasıl tanımlamalıyız? Bir başka soruyu daha ekleyebiliriz buna: Sermayenin İslamcısı olur mu? Bu adlandırmayı yaparken temel yaklaşımımız ne olmalıdır sizce?

Kurtar Tanyılmaz: Biliyorsunuz günlük dilde yeşil sermaye, tarikat burjuvazisi, Anadolu sermayesi gibi kavramlar oldukça yaygın. Bense İslamcı sermaye kavramını, Türkiye’de kapitalizmin gelişmesi sürecinde egemen konumda olan ve gelecek çıkarlarını, başını ABD ve AB’nin çektiği Batı emperyalizmiyle bütünleşmede gören Batıcı-laik burjuvazi karşısında, İslam dünyasına yönelik bir ekonomik bütünleşme, uluslararası politikada bir İslami devletler ittifakı peşinde olan bir sermaye fraksiyonu olarak tanımlıyorum. Bu kavramı kullanmanın daha doğru olduğu kanısındayım, zira söz konusu kavram bir yaşam tarzı, ideoloji ve zihniyet dünyasına ait bir ayrışmadan çok, ekonomik ve politik tercihlerle ilgili bir ayrışmayı ortaya koyması bakımından bana daha elverişli görünüyor. Okumaya devam et

yırca-sohret

Ölüler altın takmaz…

Şöhret Baltaş

1980’lerden bu yana attığı her adımla birlikte insanlığı yok oluşa sürükleyen neoliberalizm; ağacıyla, çiçeğiyle, kuşuyla, nehirleri ve toprağıyla nefes alıp veren yeryüzünü de öldürüyor. Kuşkusuz yaşayan her şeye yönelik bu imha eylemi, kapitalizmin “neoliberalizm” denen bencil ve arsız yüzüyle ayyuka çıkmış durumda ama geçen yüzyıllara dönüp baktığımızda da, kapitalizmin doğuşundan itibaren aynı yüzü taşıdığını, zaman zaman “papaz” maskesi takmasına karşın içinde daima bir “cellat” taşıdığını görebiliriz. Okumaya devam et

uluğ hoca.

Geleceği Yaratma Olarak Güncel Felsefe

Sevinç Türkmen

Uluğ Nutku’nun anısına

17 Kasım’da yitirdiğimiz Uluğ Nutku’nun felsefeye yaptığı en önemli katkılardan birisi tarih ve ontoloji arasındaki varsayılan paradoksun felsefi bir temele dayanmadığına dönük savıdır. Tarih ve ontoloji arasında varsayılan bu paradoks Nutku’nun başka sorunlara dair yürüttüğü tartışmalardaki yaklaşım tarzını da belirlemiştir. Dahası Nutku, son yazılarının önemli bir kısmında bu ayrım üzerine düşünürken aynı zamanda deyim yerindeyse ekolojik bir hassasiyetle hareket etmiştir. Bu hassasiyet Nutku’nun son yazılarında iyiden iyiye derinleştirilmiştir. Zira Nutku’ya göre felsefe, geleceğin ve tarihin yeniden yaratılması üzerine bir hazırlıktır. “Geleceğe dönük bu hazırlık” filozofun sorumluluğudur. Dolayısıyla son çalışmalarında doğa ile insan ve felsefe ile bilim arasındaki bağıntıya sıkça vurgu yapan Nutku’nun bu vurguları rastlantısal değildir. Felsefeci çağının gerçekliğini yeniden yaratma arzusu içindedir ve bu arzu olmaksızın felsefe teknik bir tekrara dönüşür. Nutku da çağına ve çağındaki sorunlara dair derin bir sorumluluk hissetmiştir. Nutku’nun yazdıklarına ve tartışmalarına bu hassasiyet yön vermiştir.

Okumaya devam et

fotoğraf 2

Hüseyin Karabey: Hayatımız bir masala dönüşmüş

Yiğit Atak / Neyir Özdemir

İlk kez Berlin’de görücüye çıkan ve İstanbul Film Festivali’nde en iyi müzik ve halk ödüllerini kazanan “Sesime Gel – Were Dengê Min”, oğlunu gözaltından çıkartabilmek için bir silah bulup askere teslim etmesi gereken bir nine ile torununun öyküsü. Dengbej geleneğinden yoğun bir şekilde beslenen filmin yönetmeni Hüseyin Karabey ile hikâye anlatıcılığınına ve filmin geçtiği 90’lardan bugüne Kürt hareketinin yolculuğuna dair sohbet ettik. “Sesime Gel” 5 Aralık’ta vizyonda.

Okumaya devam et

Murat Ozveri

Murat Özveri: Yeni Türkiye, işçiyi ekmek derdine düşürüp canından vazgeçiriyor!

Yunus Öztürk

Soma’dan buyana hızlı artan iş cinayetleriyle birlikte Türkiye’deki çalışma hayatı sorgulanmaya başladı. AKP’nin “Yeni Türkiye” adını verdiği bu yeni döneme, işçiler ölü bedenleriyle bir çentik attılar. Kuşkusuz 12 yıllık AKP hükümetleri döneminde işçi ölümlerinde hızlı bir artıştan söz etsek de (toplamda 14 bini buluyor), hızlı büyüyen sektörlerde artan işçi ölümleri, karşımızda bir sermaye birikim modelinin olduğuna da işaret ediyor.

Kendisini 1994 SEKA direnişinden tanıdığımız, DİSK Birleşik Metal-İş Sendikasının yayınladığı Çalışma ve Toplum dergisinin editörü olan Avukat Dr. Murat Özveri ile son 35 yıla damgasını vuran çalışma yaşamındaki gelişmeleri, kolektif ve bireysel iş hukukunu, sendikaları ve taşeron sistemini konuştuk.

Okumaya devam et

Mesele-96-Aralık-kapak

Mesele’nin Aralık sayısı çıktı: “Edebiyatın genç iklimi”

Mesele kitap dergisi 96. sayısında kapağına edebiyat ve gençler arasındaki ilişkiyi taşıdı. Ayrıca, Türkiye’de çalışma ilişkilerinin işçi aleyhine evriminin sonucu olarak işçi ölümlerinin nedenleri, Gezi İsyanının bakiyesi üzerinden devam eden örgütlenme ve demokratik muhalefet kanalları üzerine tartışmalar, yükselen otoriter muhafazakârlığın ekonomi politiği gibi konular da kapağa taşınan diğer başlıklar arasında…

Mesele-96-Aralık-kapak Okumaya devam et

Mesele_Sayı95_Kapak

Mesele’nin Kasım sayısı haftasonu kitapçılarda: Yeni Türkiye’de ‘yeni üniversite’

Mesele kitap dergisi, 95. sayısında kapağına Yeni Türkiye’nin “yeni üniversiteleri”ni taşıdı. Bologna süreci ve piyasalaştırma ile birlikte asistanlar işten atılıyor, akademisyenler yoğun siyasi-kültürel baskı ve mobbing ile birlikte çalışmaya zorlanıyor, akademide eğitimin kalitesi gitgide düşüyor, “bilimsellik” kavramı geçerliliğini kaybediyor.

Mesele_Sayı95_Kapak

Okumaya devam et

burhan şayli

“Yükselen İsyanın Barometresi” Burhan Şaylı

Ufuk Özcan

‘70’lerin sonları. Akşam saatleri. Şehrin çöp kokan, karanlık sokaklarından birinde on dokuz yaşlarında bir genç bir an önce evine ulaşmaya çalışıyor. Birden dört-beş kişiden meydana gelen, belki de daha kalabalık, silahlı bir grup tarafından yolu kesiliyor. Muhtemelen bu karanlık güruhun niyeti tek başına yürüyen genci oracıkta vurup öldürmek. Karanlıkta bir yerden “Siz ne yapıyorsunuz?” diye bir bağırtı duyuluyor. Telaşa kapılan faşistler amaçlarını gerçekleştiremiyorlar. Biri elindeki tabancayı gencin kafasına şiddetle vuruyor. Kaçıyorlar. Genç, kimbilir, mahallelinin de yardımıyla baygın bir halde evine ulaşmayı başarıyor. O kötü olaydan sonra gencin annesi “Benim oğlum bir daha hiçbir zaman eskisi gibi olmadı.” diyecek. Bu ve buna benzer olayları 78’lilerden çok dinledik. O yaralı neslin hikayesi bir başkadır.

Okumaya devam et

sohret

Anneler ve kızlar arasındaki bağı koparmak

Aslı Sarıoğlu

Şöhret’le Mesele’de her ay yazdığı Reddi Nisyan köşesindeki yazılarıyla tanıştım. Tarihle bugünü birleştirmedeki ustalığı hem de bahsettiği konuların aksine seçtiği sıcak samimi dil okur olarak iyi geliyordu bana. Nasıl tarif edeyim dönemler arası bağı anlamlı hale getiriyor, canlandırıyor bir bakıma bu yazıları. Annemle Konuşmaları kitabının basıldığını öğrendiğimde ise ilk önce kendime döndüm, kendi hikayeme. Hem sevindim hem de türlü nedenlerle en zor girilebileceğini düşündüğüm bir konu olduğundan cesaretini takdir ettim. Kitabı okuduğumda ise hepimizi anlattığını fark ettim Şöhret’in. Nesilden nesile aktarılan bazen ayak bağı bazen hayatı yüreğimizle anlama hali olan bu kadınlık bilgisini, annelik ve kızlık ilişkisini tartışmıştı kitabında Şöhret.

Röportaj da aynı kitapta olduğu gibi özelden genele, gündelik yaşamlarımızdan kadınlık hatta erkeklik hallerine, gelenekten günümüz politikalarına ve daha çok sohbet tadında ilerledi.

Okumaya devam et

mengüç_ekim

AKP ve Dinci Türk Faşizmi

Murat Cem Mengüç

Bir söz vardır, “Faşizm Amerika’ya geldiğinde bayrağa sarınmışve bir elinde haçtaşıyarak gelecek”diye. Bu söz tarihsel anlamda yanlışolsa da günümüzde çoğunlukla göz ardıedilen bir faşizmden, dinci faşizmden bahsettiği için önemli. Evet, faşizm Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) çoktan geldi; en azından faşizmi sadece ve sadece modern İtalyan ve Alman türevleri üzerinden kavramsallaştırmayanlarımız bunun farkında. ABD ve dolaylıolarak Dünya’nın büyük bir bölümünün ırkçıve kapitalist bir sistemin kurduğu “faşist”baskıaltında yöneltildiği bir gerçek. Bunun yansıra Türkiye’de halen inkâr edilen bir konu var, Türk bayrağına sarınmışve bir elinde Kuran tutarak halkıyönetmeye çalışan bir faşizmin filizlendiği. Okumaya devam et

Mesele, aylık kitap dergisi