Aşka ve Mücadeleye Dair…

Facebooktwittergoogle_plusmail

Aslı Sarıoğlu

Sezgin Kaymaz’ın Sevinç Kuşları üçlemesinin son kitabı, Son Şura Kasım ayında April yayınlarından çıktı. Şenlikli dili, olmazları oldurtan kalemi ve illa ki hayatlar arasında bağ kuran arsız asmaları var eden hikâyesi ile bir kere daha bizimle yazarımız.

Yol GMK 133

Yıllar geçmiş, sene 2010’a dayanmış ve Ankara’da Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’nda arazi fiyatları “ben deyim santimetrekare, sen de milimetrekare” hesabıyla satılmaya başlamıştı… Ama hesap her zaman tutmazdı.

“Gazi Mustafa Kemal Bulvarında kâin 133 kapı numaralı apartman, komşularıyla yan yana koyup da baktığında, müdür beyin lise son mezuniyet balosuna karışmış, altını tutamayan babaannesi gibi duruyordu. Ev gibi değil, şey gibiydi.”[S.46]

GMK 133’ün dışı cümle caddeyi kendine zor ederken, içi de zamandan, kimlikten, ahlaktan, cümle toplumsal kuraldan hıncını alıyordu, yerine yıllar öncesinde başlayan ve bitmeyen, tek gerçeği koyarak, aşkı… Zila’nın gölge düşmeyen evinde sokak çocuklarıyla travestiler, ölümden, şiddetten yani gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinden kaçıp burada Serpil’iydi, Timur’uydu, kedisiyle köpeğiyle yeni bir dünya kurmuşlardı.

Bu dünya, tüm kötülüklerden azade bir olmaz cennet değildi hem de… Can’ın her haliyle dâhil olmasına imkân verir, aşkla bağlardı her biri hiç de sakin sayılamayacak sakinlerine. Bu dünya, Nuh’un gemisiydi, evet. Fakat kalan sağları sahiplenmiş, kendini kurtarmış değildi. Kapısı açıktı, girebilirdin. Kübra “Al anam, çay getirdim sıcak.” der, tutuşturuverirdi gelene. İçinde İrfan barınırdı en başta ve dışında o İrfan’ı gönül gözüyle gören nicelerini birleştirdi, deli Doktor Veysel’inden, hiç bitmeyen Bayram’ına, Komiser mi Amir mi işin içinden çıkamadığımız Hayri’sine, Celil’ine ve kem gözlülerin korkulu rüyası Deccal’ine.

sonşura-kapak
Son Şûrâ, Sezgin Kaymaz, April Yayınları, 2015, 544 sayfa.

Roman Dediğimiz…

Sezgin Kaymaz’ın Sevinç Kuşları Son Şura ile bir kere daha cıvıldadı. Şenlikli dili, olmazları oldurtan kalemi ve illa ki hayatlar arasında bağ kuran arsız asmaları var eden hikâyesi ile bir kere daha bizimle yazarımız.

Sevinç Kuşları Deccal’in Hatırı ile başlayan üçlemenin son kitabı. Bekleyenlere hasreti sonlandırıyor, Sezgin Kaymaz’ı henüz tanımayanlara ise karakter ve dil zenginliğinden, imkânsız aşklara, acının tam da bugünlerde hayatın her zerresinde hissettiğimiz kıpkızıl rengine, içten bir gülümsemeden, kahkahadan, yüreğe akıtılacak gözyaşlarına cümle duyguyu vaat ediyor. Satır aralarında edindiğimiz kimliklerin ne kadar geçici olduğu, mevcuda bağlı ve mevcutla değişir olduğu anlatılıyor. Bir önceki kitapta, salt kötüyü tanıdık ve nefreti. “Ve bazen kötü değişebilir” diyor Son Şura, yerine iyiliği koymadan, şimdilerde çok satan kişisel gelişim kitaplarının aksine, “Var” diyor, “Kötülük de iyilik de var” ama “Mücadele de var”.

Sezgin Kaymaz’la üçleme’nin ikinci kitabı Kısas’tan sonra yine Mesele için bir röportaj yapmıştık ve orada gündemle ilgili, gündeme ilişkin yazmayı sevmediğini anlatmıştı yazarımız. O, kendisini gündemle ilişkilendirmese de bu üçleme kentsel dönüşümden başlayarak nice bugüne dair mücadele alanlarını işaret ediyor. Kısas’taki sokak çocuklarından, hayatını satarken canından olan ve Sevinç Kuşlarını İrfan’a kavuşturan hayat kadınına, sayıları her kitapta biraz daha artan Travestisine, deli dahi ve de homoseksüelist Doktor Veysel’ine, AIDS’li Bayram’larına, polis gibi olmayan polisine Ankara’nın sokaklarından, Türkiye’ye ve dünyaya, mücadeleyi anlatıyor. Tam da birçok kişinin, kırgın ve bitkin gözlerle gündeme ve bugüne baktığı şimdilerde, GMK 133’te yaşayanlar, bazen sırf hayatta kalmak için yaptıklarıyla, “yola devam” diyorlar.

Üç kitap, üç duygu…

Sevinç Kuşları, Sezgin Kaymaz’ın Son Şura’yı ithaf ettiği garibanlıklarıyla gelip dünyayı gariplikten kurtaranların hikâyesidir en fazla. Teker teker kaybolacak, ancak bir arada da illa ki değiştireceklerin hikâyesidir. Bu nedenle hüzünlü de olsa umuttur. Deccal’in Hatırı ile atılan düğüm, Son Şura ile çözülmektedir, hikaye devam etmektedir. Diğer taraftan da her biri ayrı bir duyguya gebe okuru beklemektedir.

Aşktır Deccal’in Hatırı’nda bizi kucaklayan, kendine rağmen var etmektir aşığını, koşulsuz o’dur, onun sevgisiyle yeni bir ben olmaktır. Kaybetmeyi istemektir onun yerine, yani bugünlerde rafa kaldırdığımız cümle duygular gelmiş, dayanmıştır kapımıza.

Sezgin Kaymaz’ı tanıyanlar zaten şaşırmamıştır, herkes kendi gibi konuşur onun kitaplarında, hiç kimselere kaptırmayacağı dil üstatlığı da buradan gelir zaten. Küfrü de, argosu da eksik bırakılmamış, her karakter yerli yerince, olduğu gibi az-ı endam etmeye başlamıştır hayatımızda. Yine de yeni bir şey vardır Sevinç Kuşları’nda, çok olay, çok başrol, çok hayat…  Bir İrfan etrafında buluşsa da bunca insan, ayrıca hikâyeleri vardır ve tüm canlılığı ile yer almışlardır kitapta.

Kısas’ta ise el ele vermiş tüm GMK ahalisine, orayı benimseyerek kendini de katan olmaz halleriyle nice süper kahramana rağmen koyu bir kötülük çıkar karşımıza. Buradaki anlatımı için Sezgin Kaymaz ayrıca bir kutlamayı hak etmektedir. Çünkü öyle gerçektir ki bir yandan anlatım ve aslında öyle çok rastlıyoruzdur ki haberlerde benzerlerine, bir haber metni kısalığından çıkmış, kanlı canlı karşımızdayken kötülük, içimiz acır. Tabii ki mücadele sürer, Hayri’si de Deccal’i de Celil’i de Uğur’u da cümle ahali kendi meşrebince iş başındadır.

Kısas’ta aynı zamanda bir kentsel dönüşüm hikâyesi de çıkar karşımıza, kentler dönüşürken direnen ve inadına kendi rengini kente verenler anlatılır. Kent, sokaklarıyla, binalarıyla, meydanlarıyla değer kazanırken bir yandan da kusmak istedikleri vardır. Kusmak istediklerinin yeniden oluşturulan tek renge inat, rengârenk halidir anlatılan.

Son Şura’da ise 539 sayfalık bir masa kurulur, hesaplar verilir, hesaplar görülür. Hiç kolay değildir bu masada olmak, kaybeden kaybına bakıp, toparlanıp, devam eder mücadeleye. Bugüne denk düşen gündüz gömülemeyen cenazelerden, hep hatırladığımız yaraları sarıp yola devam etmeye, bitmeyen mücadele vardır, kendine rağmen, yaşama dair verdiğin.

Sezgin Kaymaz’ın sayısız karakteri yanına mutlaka bir arkadaş daha getirmiştir üstelik bu son sözde. Bu nedenle şenlik de heyecan da ikiye katlanmıştır. Gerçek kahramanlara da yer verilmiştir, Timur başrollerden birindedir mesela, Sezgin Kaymaz bile çıkıverir karşınıza. Aşk ile ve tabii ki hüznü de yüklenerek alınmış bir yolun hikâyesidir Son Şura, bence en çok mücadelenin hikâyesidir.

Dünyanın çıldırdığı ve her birimizin bir yandan akıl sağlığımızı korumaya, diğer taraftan yeniden hayatlarımıza anlam kazandırmaya çalıştığımız şu günlerde çok da bağırmadan, hayatta olduğu gibi neşeyi de acıyı da inkâr etmeden aşkı anlatır Sevinç Kuşları’nda Sezgin Kaymaz. Ve aşk, örgütlenmektir.[Ece Ayhan, Mor Külhani şiiri]

Not: Yazarımız bu yazıyı yazanı da ayrıca sevindirmiştir bu kitabında. Aslında şiirimsi olan akla gelen mısralarımı efigraf yapıp, insan içine çıkarmıştır.

* Bu yazı Mesele’nin 108. sayısında yayımlanmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusmail

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir