Mesele’nin Kasım sayısı çıktı: “Sınırlara sıkışan hayatlar”

Facebooktwittergoogle_plusmail

Göç ve mültecilik son zamanlarda sıklıkla karşılaştığımız ve müdahale edemediğimiz bir alan olarak karşımızda duruyor. Çünkü Türkiye’de yıllardır var olan mültecileri mütemadiyen görmezden geldik. Aslında mülteciler Türkiye’de yıllardır vardı ve onları mütemadiyen görmezden geldik. Ta ki Suriye’de çıkan iç savaşla ve IŞİD çetelerinin yaptığı barbarlıklar orada yaşayan milyonlarca insanı evlerinden ve yurtlarından edene kadar. Gelgelelim bu meselenin ne kadar önemsendiği ve üzerine ne kadar gidildiği ise son derece tartışmalı.

kapak-hd

Mesele’nin 107. sayısında göç ve mültecilik konusunu siyasi, hukuki ve toplumsal veçheleriyle değerlendirdik. Elbette sadece bir dergi dosyasında yer alan birkaç yazıyla bu konuyu ele almanın ve çözmenin imkânsız olduğunun bilincindeyiz. Ama en azından bu konuda bazı adımların atılması için ön ayak olma umudunu taşıyoruz. Mültecilik konusunu ilk olarak mültecilere sorduk. Yunus Öztürk, Suriyeli mültecilerle Türkiye’de sığınmacı olmanın zorluklarını ve hayatta kalma mücadelesini konuştu. Mülteciler cehennemi bütün renkleriyle gördüğünü söyledi. Elbette onların söylediklerinde siyasi bir vurgu olduğunu ve siyasal sonuçlarının da bulunduğunu belirtmek gerek. Yunus Öztürk ve İrfan Özdabak’a konuşan Fehim Taştekin de bununla bağlantılı olarak Suriye’de milyonlarca insanın hayatını mahveden IŞİD barbarlığına vurgu yaptı ve bunun Türkiye ve dünya siyasetiyle ne denli ilişkili olduğunu anlattı. Metin Çorabatır, Aslı Sarıoğlu’na benzer biçimde mültecilerin devletin politikalarında nereye oturduğunu, mültecilerin haklarını ve olası çözümleri anlattı. Feyzi Çelik ise mülteciliğin hukuki boyutunu ele aldı ve onların hukuk karşısında çıplak kaldığını, hukukun mülteciler için yetersiz kaldığını yazdı. Ufuk Özcan, küresel egemenlik ve güvenlik politikası kıskacındaki göç ve mülteciliği yazdı. Gelgelelim her ne kadar hukuk ve siyaset bu alanda kasten başarısız olsa da, Özlem Çelik’e konuşan Ankara Göçmen Dayanışma Ağı sınırsız, sürgünsüz, sömürüsüz bir dünyanın var olabileceğini ve toplum olarak bunu kurabileceğimizi söyledi.

Kapak konusunun yanı sıra kitap değerlendirmeleri, kültür-sanat ve sinema yazıları, röportajlar ve güncel konulara dair yazılar Mesele’nin 107. sayısında:

Şöhret Baltaş, Reddi Nisyan’da Ankara Katliamı’nı yazdı: “Yastayız, isyandayız”

Sarphan Uzunoğlu yazdı: “Çetin Altan’ın ardından: Uzaktan bir veda

Jülide Arçıl, Ali Yılmaz’ın Karanlık Vardiya kitabını değerlendirdi: “Devletin ‘Karanlık Vardiya’sı sürüyor

Mustafa Turan, Mehmet Akkaya’yla kitabı Epistemolojik Kopuş’u konuştu: “Sanat, sınıf mücadelesinin estetik araçlarla sürdürülmesidir

Gencer Çakır, Pierre Marlet’nin SSCB’de Komünist Muhalefet: Troçkistler kitabını değerlendirdi: “Komünist muhalefet

Serdar Müteferrika Serhatlı, Hasan Aksakal’ın Türk Politik Kültüründe Romantizm kitabını değerlendirdi: “Romantizmin karmakarışık romantik dünyası

Ezgi Aydın, Hakan Karakaşoğlu’nun Mumsema Han kitabını değerlendirdi: “Bir ilk romanın kaderi

Mahmut Şenol, M. Altar Kaplan’ın Papadapulos Apartmanı kitabını değerlendirdi: “Apartman labirentin göğe dikili hâlidir

Burak Saygılı, Orhan Pamuk’un Sessiz Ev kitabını değerlendirdi: “Pozitivizm ve din ilişkisi bağlamında Sessiz Ev romanı

Mustafa Günay, Ulaş Bahadır’ın Madımak: Carina’nın Günlüğü filmini değerlendirdi: “Carina’nın defterine birkaç dipnot

Özlem Yeniay, Brezilya’daki halk dayanışmasını yazdı: “Consulta Popular

*

Mesele’yi nerede bulabilirim?

Abonelik

Yazı gönderme ve iletişim

Facebooktwittergoogle_plusmail

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir