“10dan Sonra”: Sorumluluğumuz Sandıktan Büyük

Facebooktwittergoogle_plusmail

Foti Benlisoy

HDP’nin %10 barajını aşmaya dönük hamlesinin, AKP şahsında cisimleşen neoliberal otoriterizmi bu seçimlerde somut bir biçimde geriletmenin mümkün tek yolu olduğu aşikâr. Dahası, HDP’nin ortaya attığı talepler ve taşıyıcısı olduğu siyasallaşmanın kapsamı itibariyle mevcut siyasal güç ilişkilerini destabilize ettiği ve sosyal direniş ve mücadelelere ciddi bir alan açtığı da açık. HDP’nin programatik pozisyonunu eksik ya da yetersiz bulanlarımız elbette olacaktır. Ancak HDP’nin siyasal sistemin mevcut sınırlarını emekçiler ve ezilenler lehine zorlayan bir işlev gördüğünü de herhalde tartışmaya gerek yok. Bu bakımdan yaklaşan seçimlerde HDP’nin seçim çalışmasına omuz vermek, dolayısıyla bu seçim kampanyasını bir sonraki günün mücadelelerini büyütmek için bir kaldıraç olarak değerlendirmek, HDP dışındaki toplumsal muhalefet güçleri açısından kaçınılamayacak bir siyasal görev.

AKP’yi geriletmek gibisinden reel politik bir kaygının, HDP gibi radikal bir seçenekle özdeşleşmesi, seçim sürecini HDP’nin bileşeni olmayan sol ve toplumsal muhalefet kesimleri için de kritik bir muhtevaya büründürüyor. Bu denk düşme hali dolayısıyla Gezi sonrasında ilk defa seçim, “sokağı” soğuran bir engel değil, sokak muhalefetinin potansiyel ve gücünü artıran bir vesileye dönüştürülebilir. Bu anlamda HDP’nin parçası olmayan toplumsal muhalefetin bağımsızlığını muhafaza ederek seçimde HDP’yi aktif bir biçimde desteklemesi çok anlamlı.

Neticede HDP’nin seçim barajını yıkması sonucunda siyasal güç dengelerinde oluşacak değişimin toplumsal mücadele ve direnişlerin gelişimi için yeni kanallar açması ihtimali çok önemli. Bu ihtimal gerçekleşirse mevcut hâkimiyet ilişkilerinde “nefes almamızı” sağlayacak kısmi de olsa kimi çatlakların oluşacağı aşikâr. Bu olasılığı tam da parçası olduğumuz mücadelelerin akıbeti açısından, “sokağın” etki ve kapasitesinin güçlenmesi açısından önemsemek gerek.

“10dan Sonra” seçim inisiyatifi, yukarıda kabaca özetlenen kaygıları paylaşan, çoğu HDP üyesi olmayan ama HDP’nin barajı geçmesinin hepimize nefes aldıracağı umudunu paylaşan insanların çabasıyla oluştu. Amaçlanan, HDP’nin basitçe bir eklentisi haline gelmeyecek, HDP’yi “dışarıdan” destekleyecek, yani HDP kampanyasının bir uzantısı olmadan HDP için çalışacak bir seçim kampanyasıydı. Bağımsız (HDP ile dirsek teması yapılarak yürütüldüğü için belki “ özerk”) bir seçim çalışması.

“10dan Sonra” İnisiyatifi kendini şöyle tanımlıyor: “Biz HDP içinde siyaset yapmayan, ancak onun savunduğu ilkeleri değerli bulan insanlarız. Nefes almakta zorlandığımız bu günlerde ‘Yeni Yaşam’ çağrısını ve seçim barajının yıkılabilme ihtimalini, herkes için olduğu gibi, kendimiz ve parçası olduğumuz mücadeleler için de bir umut olarak görüyoruz. Hem bu çağrının sesini daha gür kılmak hem de bu çağrıya kendimizden bir şeyler katmak için 10danSonra Seçim İnisiyatifi’nde yan yana geldik. Hayatlarını, emeklerini, okullarını, evlerini, derelerini, garlarını, kentlerini, inançlarını ve kardeşlerini savunmak isteyenlerin, ezilenlerin, sokağın mücadelesini mevcut olduğumuz tüm alanlarda ve mecliste de büyütmek istiyoruz.”

“10dan Sonra”, çoğulcu ve birey hukuku temelinde gelişen, yani siyasal temsiliyet ilişkilerine dayanmayan, belli örgüt ve yapıların oluşturduğu bir platform olmayan bir çalışma. Dolayısıyla o çalışmaya katılan herkes için belki de farklı bir “10dan Sonra” var. Ancak yine de kampanyanın ana karakteristiklerinin şöyle (elbette “öznel”) bir tarifi yapılabilir:  Seçimler ve parlamenter siyasete dair mevcut yanılsamaları çoğaltmayan, büyük ve anlamlı toplumsal dönüşümlerin öncelikle “sokaktaki” mücadele ve direnişlerin eseri olduğunu hatırlatan ve HDP’ye de bu mücadelelerin talepleri adına oy isteyen bir kampanya. Seçim siyasetinin formalizmine sıkışmayan, dar manada AKP karşıtlığının ötesine geçen sosyal ve siyasal talepleri dile getiren bir seçim çalışması. Parti formunda değil de forumlar-taban komiteleri şeklinde örgütlenerek demokratik, antibürokratik ve aşağıdan bir tarzla yürütülen bir kampanya.

“10dan Sonra” bundan yaklaşık bir ay önce çalışmalarına başladı. Bulunduğu alanlarda halihazırda siyaset yapan gruplar ve bireyler, özerk/bağımsız bir seçim çalışması için yola koyuldu. Yukarıda da ifade edildiği üzere, 10danSonra Seçim İnisiyatifi’nde aşağıdan örgütlenen, komisyonlarla işleyen, demokratik ve anti-bürokratik bir kampanya süreci örülüyor. Seçim siyasetinin formalizmine sıkışmayan, sosyal ve siyasal talepleri dile getiren bir kampanya sürecini gerekli görüyor ve önemsiyoruz. Sosyal bir hareket olarak örgütlenen, seçimin yarattığı siyasallaşmayı sokaktaki mücadelenin dolayımından geçirerek yaygınlaştıran bir kampanyayı hep birlikte mümkün kılmaya çalışıyoruz.

Alışıldık faaliyetlerle sınırlı kalmayan ve şenliği, bisiklet turunu, pikniği, konseri, takas pazarı, yürüyüşü, futbolu, eylemiyle çok sayıda insanı bir biçimi ile kendine çekebilecek, onunla diyaloğu mümkün kılabilecek araçları devreye sokan canlı, sokakta bir seçim kampanyası olması için çalışıyoruz. Sosyal medyayı aktif bir biçimde kullanıyoruz. Özellikle 10dan Sonra’nın yerel forumları ne kadar etkin çalışabilirse, bu seçim çalışmasının yaygınlaşması açısından da önemli olacağını düşünüyoruz. İstanbul’un üç bölgesinde başlayan çalışmalar giderek daha alt birimlere bölünerek yaygınlaşıyor, yerelleşiyor. Bu kampanyaya dahil olan herkesin önemli bulduğu, desteklediği bir eğilim. Böylece 10dan Sonra, somut yerelin ihtiyaç ve kapasitesine uygun biçimlere bürünebilen bir esnekliğe de kavuşmuş oluyor. İstanbul haricinde İzmir, Ankara ve Eskişehir’de çalışmalar başlamış durumda. Bunu çok yakın zamanda bir dizi başka il takip edecek. Bir de 10dan Sonra’nın bir üniversite bileşeninin ya da kampanyanın üniversite ayağının bizzat öğrenciler tarafından inşa ediliyor oluşu önemli.

Bu yerel ya da sektörel forum-inisiyatifleri, farklı toplumsal alan faaliyetlerini yürüten çevre ve bireylerin bir ortak zemini olarak düşünmek gerekiyor aslında. Kişisel kanaatim, bunların Gezi direnişinden sonra şekillenen forumların, dayanışma evlerinin ve bunların etrafında oluşan ağların yanı sıra, farklı toplumsal alan çalışmaları yürütenlerin ve bağımsız bireylerin birbirleriyle buluşacakları ortak zeminler olmaları hedeflenmeli. Bunu ne kadar becerebildiğimizi elbet zaman gösterecek.

“10dan Sonra” Bağımsız Seçim İnisiyatifi, çeşitli kısıt ve zaaflarımıza rağmen daha şimdiden ciddi bir yol katetti. Yaygınlaştı, yerelleşti, kimi yerellerde belli bir etkisi olan somut çalışmalara girişti. Şimdiden kendi kaynaklarımızla coşkulu, dinamik bir seçim çalışması yürütüyoruz. Kampanyanın esnek, çoğulcu ve katılımcı mizacı, çalışmalara dahil olanların sayısının da artmasına vesile oluyor. Ancak önümüzdeki kısa zaman içerisinde yapmamız gereken daha pek çok şey olduğu da ortada.

Çıkış bildirgemizde belirttiğimiz gibi, “yine bir Haziran, yine bir dönüm noktasındayız. Sorumluluğumuz sandıktan büyüktür.”

* Bu yazı Mesele’nin 101. sayısında yayınlanmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusmail

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir