Geleceği Yaratma Olarak Güncel Felsefe

Facebooktwittergoogle_plusmail

Sevinç Türkmen

Uluğ Nutku’nun anısına

17 Kasım’da yitirdiğimiz Uluğ Nutku’nun felsefeye yaptığı en önemli katkılardan birisi tarih ve ontoloji arasındaki varsayılan paradoksun felsefi bir temele dayanmadığına dönük savıdır. Tarih ve ontoloji arasında varsayılan bu paradoks Nutku’nun başka sorunlara dair yürüttüğü tartışmalardaki yaklaşım tarzını da belirlemiştir. Dahası Nutku, son yazılarının önemli bir kısmında bu ayrım üzerine düşünürken aynı zamanda deyim yerindeyse ekolojik bir hassasiyetle hareket etmiştir. Bu hassasiyet Nutku’nun son yazılarında iyiden iyiye derinleştirilmiştir. Zira Nutku’ya göre felsefe, geleceğin ve tarihin yeniden yaratılması üzerine bir hazırlıktır. “Geleceğe dönük bu hazırlık” filozofun sorumluluğudur. Dolayısıyla son çalışmalarında doğa ile insan ve felsefe ile bilim arasındaki bağıntıya sıkça vurgu yapan Nutku’nun bu vurguları rastlantısal değildir. Felsefeci çağının gerçekliğini yeniden yaratma arzusu içindedir ve bu arzu olmaksızın felsefe teknik bir tekrara dönüşür. Nutku da çağına ve çağındaki sorunlara dair derin bir sorumluluk hissetmiştir. Nutku’nun yazdıklarına ve tartışmalarına bu hassasiyet yön vermiştir.

Gerçekliği kavrama ve yeniden yaratma arzusu Uluğ Nutku’nun düşüncesine bütünlüğünü verdiği gibi Nutku’nun ontoloji ve metafizik anlayışlarını da belirlemiştir. Metafizik, gerçekliği ya da ele alınan araştırmayı bütünsel bir tarzda kavramak için önkoşuldur: “Bütünlük/birlik kavramı en genel olan, ama kapalı genel değil, ucu açık, diğer kavramlardan çok daha fazla açık bir kavramdır. Bu, metafiziğe açık olmak demektir. Metafiziğe açık olmak, felsefi düşüncenin can damarıdır”. Bu açıklık felsefenin devrimci özünden ileri gelir. Nutku’ya göre bütünlük bir tamamlanmayı ya da nihailiği duyurmaz. Bilakis sonsuzluğu ve yaratıcılığı ifade eder. Gelenekçilik de bu minvalde ele alınmalıdır. Devrimci düşünce gerçekliğe yeni bir yön veremedikçe “gelenekçilik geri gelir ve yıkıcı olur”. Dolayısıyla gelenekçilik tartışması ontolojik bir tartışmadır. Gelenekçiliğe dair bu ontolojik vurgu felsefe ve siyaset açısından oldukça önemli olmakla birlikte iki disiplin açısından da güncel bir tartışmayı imler. Zira felsefede de siyasette de gelenekçi yaklaşım zaman zaman geleceğin inşasında önemli bir engel teşkil edebilir. Oysa Nutku’nun da ifade ettiği üzere felsefe geleceğin yaratılmasıdır ki bu tartışma ontolojik ve metafizik araştırmada düğümlenir. Nutku’nun sıkça ve özgül biçimde vurguladığı şeylerden bir diğeri de maddeci yaklaşımın ontoloji ve metafizik ile yeniden ele alınması ve geliştirilmesidir.

Ontoloji ve metafizik, felsefe tarihinde farklı biçimlerde tartışılmış olsa da bu ikisi ile maddeci kavrayış arasında tarihsel olarak bir mesafe söz konusu olmuştur. Bu mesafe Marksizmin felsefi boyutunu da önemli düzeyde tayin etmiştir. Uluğ Nutku, maddeci anlayışın metafizikle olan mesafesine dönük eleştirisini ve kendi metafizik kavrayışını “işlenebilir” ve “işlenemez” metafizik ayrımı ile ortaya koyar. Nutku’nun bu ayrımdaki temel eleştirisi tüm gerçekliği tek bir ilke ile açıklamaya dönük metafiziksel eğilimlerdir. Bu yaklaşım “işlenemez” metafiziğin genel eğilimidir. Oysa Nutku’ya göre gerçekliği bütünlüğü içinde kavramak gerçekliği tek bir ilke altına yerleştirerek ya da gerçekliğin dışından değil gerçekliğin içerisinden ve gerçeklikteki çeşitliliği kuşatacak ontolojik bir bakışla mümkündür.

Ontoloji ve metafizik zaman zaman çok yakın anlamlarda kullanılsalar da Uluğ Nutku, ontolojiyi temel disiplin olarak değerlendirir: “Temel disiplin ancak ontoloji olabilir; çünkü incelenen yapı, nesne, ne olursa olsun, temeldeki soru ‘bunun varlık belirlenimi nedir’ sorusudur”. Metafizik ise varlığa ilişkin araştırmadaki perspektiftir, varlığa ilişkin bütünlüğü, koşulları ve nedenleri kavramaya dönük bir perspektif. Dolayısıyla gerçekliği tek bir ilke olarak idea ile açıklamaya çalışmak ile yine tek bir kategori olarak madde ile açıklamaya çalışmak dogmatizmin farklı biçimlerde ifadesidir. Nutku’nun uyarısı da maddeciliğin bu tarz dogmatik tehlikelerden ontolojik derinleşme yoluyla kurtulabileceği yönündedir.

“Daha Güncel Felsefe”

Uluğ Nutku felsefesini tesis ederken sıkça ontolojik göndermelerde bulunsa da bu göndermelerin etrafında güncel sorunlar öbeklenir. Nutku’nun bu güncel ve siyasal hassasiyeti onun yazılarının tarihsel çizgisinde açıkça görülür. Özellikle son dönemlerde yazdığı ve tartışmaya açtığı üniversitelerdeki felsefe eğitimi, insan-doğa ilişkisi ve inanmanın ontolojisi gibi sorunlar bu hassasiyetin önemli örnekleridir. Nutku’nun bu sorunları öne çıkarması rastlantısal olmadığı gibi bu sorunların sadece politik ya da bilimsel olarak tartışılamayacağını, felsefenin de doğrudan doğruya güncel bir disiplin olduğunu hatırlatmak açısından oldukça önemlidir. Zira Nutku açısından bilim ve politikanın felsefe ile bağlarının yaratıcı ve eleştirel biçimde yeniden kurulması felsefenin gelişimi açısından da kaçınılmazdır. Nutku’nun son çalışmasının “inanma” üzerine olmasının nedeni de bu sorunun etik ve politik alandaki anlam ve değer sorunuyla olan özsel bağıntısıdır: “inanma insana özgü temel varoluş koşullarından birisidir”. Anlam ve değer sorunu, insan felsefesinin hareket noktasıdır. Diğer sorunlarda olduğu gibi bu sorunda da felsefenin konusu ilkeler ve nedenler araştırmasıdır. Nutku ontoloji derken tam da bunu kasteder. Özgürlük, erdem ya da inanç; araştırmanın konusu her ne olursa olsun bu araştırmaya ilişkin nedenlerin, bağıntıların ve ilkelerin araştırılması olarak ontolojiden bahsedebiliriz.

Güncel olanla felsefe aracılığıyla bağ kurma çabası Uluğ Nutku’yu tarih ve ontoloji arasında varsayılan paradoksu yine felsefe aracılığıyla aşmaya sevk etmiştir. Bu paradoksun güncel tezahürlerinden birisi de ekolojik sorunlardır ve Nutku, birçok yazısında ekolojik sorunları felsefi tarzda ele alarak ekolojik duyarlılığını ortaya koyar. Zira felsefe geleceği yaratma sorumluluğunu taşıması açısından çağının sorunlarından bağımsız değildir. Marx’ın kavrayış tarzı da bu sorumluluğun temsilidir ve güncel sorunların ele alınışında Nutku’nun sıkça gönderme yaptığı, tartıştığı isimlerden birisi bu nedenle Marx olmuştur. Yeni bir yaşam arayışına ilişkin felsefi bir çaba Marx’tan bağımsız düşünülemez. Ancak bu Marx’ın tekrarlanması ile değil, “Marx düşüncesini yeniden üretmek”le yani Marx’ın felsefesinin felsefesi ile olasıdır.

* Bu yazı Mesele’nin 96. sayısında yayınlanmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusmail

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir