Yoğurtçu Kadın Forumu ile bağımsız kadın örgütlenmesi ve forumlar üzerine…

Facebooktwittergoogle_plusmail

Röportaj: Eda Yiğit

Aysun Eyrek, Ayfer Saki  ve Gökşen Ayvaz.

Mesele belki tam da altında serinleyeceğimiz, dayanıp şöyle bir dinleneceğimiz parklara sahip olmaktı belki başta… Ama sonra parklar, sokaklar bir diğerimizle buluşabileceğimiz, sözü paylaşabileceğimiz alanlar oldu. Dinleniyorduk ve dinliyorduk artık. Gezi forumlarıyla başladı yeniden forum yapma geleneği daha Gezi günlerinde ve forumlar parklarda, alanlarda sürmekte hala.

Yoğurtçu Kadın Forumu da o günden beridir devam eden, en uzun soluklu forumlardan. Aysun Eyrek, Ayfer Saki ve Gökşen Ayvaz’la hem Yoğurtçu Kadın forumunun  hikayesini, hem de forumların diğer bir arada olma, örgütlenme yöntemlerine göre farklarını, sağladığı olanakları konuştuk.

–          Eda Yiğit:  Şimdi Yoğurtçu Forumu dışında, ayrıca kadınların oluşturduğu bir forum var mı?

Ayfer Saki – Burası zaten Yoğurtçu Kadın Forumu.

–          Tamam, doğru bir yerdeyim.

Gökşen Ayvaz – Yoğurtçu Kadın Forumu, Yoğurtçu Parkındaki forumla bizim alakamız yok aslında, yani oradan çıkıp böyle bir kadın forumu oluşturmuş değiliz.

–          Tam da ilk sorum o aslında. Yani bir buradaki örgütlenmenin hikayesini dinlemek ne zaman başladınız, nasıl bir araya geldiniz, böyle bir hiyerarşik, başı çeken örgütlenme var mıydı? Daha doğrusu hiyerarşik demeyeyim de ona, hani öne çıkan figürler nelerdi, daha arka planları nasıldı onların ve nasıl böyle dallanıp budaklandınız? İlk sorum bu.

Ayfer Saki – Biz… Önce Gezi Parkında zaten kadınlar olarak çadırlarımız vardı.  Feministlerleydik, aslında feministler değil de bütün kadınlar oraya geliyordu.  Gezi Parkına gelen bütün kadınlar tabii feministler, mor görünce çadıra geliyorlardı. Oradan başlamıştı zaten, Gezi sürecinde ayrı bir kadınlar olarak çadırımız vardı bizim, daha sonra o, Geziden çıktıktan sonra, çıkmadan daha hatta… Gezi sürecinde kadınlar olarak neler yaşadık, olumlu olumsuz, bunları konuşalım falan diye, önce İFK (İstanbul Feminist Kolektif) olarak çağrı yaptık biz.

–          İstanbul Feminist Kolektifle sizin nasıl bir bağınız oldu?

Aysun Eyrek – Yoğurtçu  Kadın Forumunun ne İFK ile ne SFK ile bir bağı yok. İlk çağrı İFK olarak yapıldı, çünkü İFK zaten İstanbul’daki bağımsız feministlerin ortak bir platformu. Hiçbir örgüt ya da bir temsiliyet yok. Dolayısıyla böyle bir çağrı yapıldı ama daha sonrasında sadece Yoğurtçu Kadın Forumu kaldık… Şu an, burada biz hani ne İFK ne SFK değil, tamamen bağımsız bir örgütlenme ve forum olarak varız.

İlk çıkış yeri, Gezi Çadırındaki, işte Ayfer’in de bahsettiği o çadırda bir araya gelen kadınlar bunun daha sonra devamını da getirmek istediler.  Ne kadar kadına ulaşabiliriz, ne yapabiliriz, sorunlarımızı nasıl konuşabiliriz, nasıl bir araya gelebiliriz… Böyle bir forum fikri zaten o çadırdan çıktı ve çağrı bu şekilde yapıldı. Sonra da sosyal medyada paylaşıldı, ve bunu gören kadınların da katılmasıyla ilk toplantıyı 26 Haziran’da Yoğurtçu Parkı’nda yaptık.

Hem Anadolu yakasında hem Avrupa yakasında, biri Maçka’dakine biri de Yoğurtçu Parkı’ndakinde çağrı yapıldı. Maçka parkında toplanan ekip sanırım birkaç toplantı sonra toplanamaz hale geldi. Maçka Kadın Forumu bir süre sonra, nasıl oldu bilmiyorum onun detayını, toplanamadığını duyduk.

Gökşen Ayvaz – Ama buradaki Yoğurtçu kadın forumu gerçekten katılımcıların enerjisiyle devam etti. Yani 26 Haziran’dan beri her hafta sadece bayramda galiba bir hafta ara verdik… Üç kez ara verdik.

Ayfer Saki – Üç kez ara vermişiz, işte bayram, yılbaşı gibi. Onun dışında her çarşamba saat 7’de başlattık forumu. 9’a, bazen 10’a kadar sürdü. Bu şekilde 26 Haziran’dan beri devam ediyor toplantılarımız. Yazın parkta yapıyorduk bunu, ama havalar tabii soğudu, o yüzden kapalı bir mekanda yapıyoruz ama yakında herhalde yine parka taşınırız.

–          Biraz da foruma katılanlardan bahseder misiniz? Kimler var arasında, mesela hangi uzmanlıkları var ya da hep aynı kişiler mi? Nasıl bir bileşim Yoğurtçu Kadın Forumu?

Aysun Eyrek – Bir hafta oluyor ki şaşırıyorsun yani, bir sürü yeni kişiler, kadınlar geliyor, yüzde ellisini hiç görmediğimiz kadınlar… Ondan sonraki hafta yine… Yani sürekli aynı yüzler olmuyor. Bu bir yıl boyunca aynı yüzler  de var, onun dışında değişik yüzler de var.

Katılım fazla ve çok çeşitli kimliklerden geliyoruz, kimimiz mühendis kimimiz ev kadını,  ama bizim buraya gelirken tek kimliğimiz kadın kimliğimiz.

Yani fitili ilk ateşleyen aslında Gezi’deki kadınların hisleri, farklı yerlerden gelen kadınların kurmuş bulunduğu çadırdı, onun akabinde Ayfer’in de söylediği gibi forumlar başlayınca kadınlar forumlarda yer almak istediler, iki ayağı vardı, Maçka ve Yoğurtçu. Yoğurtçu gerçekten o zamandan beri çok istikrarlı gidiyor…

Gökşen Ayvaz – Şöyle bir şey tabii ki, yani biz böyle kemik kadro demeyeyim ama her hafta sorumlulukla devam eden kadınlar var, belki biraz da kemiği oluşturan onlardır mesela yani ben de yazın devam ettim, Eylül gibi bıraktım birtakım nedenlerden dolayı. Ama işte bir buçuk iki aydır tekrar gelmeye başladım. Takip ediyorum ama hani illaki oluyor, çünkü mesela şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim, Ayfer başından beri Yoğurtçu’yu, burayı, parkı koordine eden biri, her hafta düzenli takip eden ve emek veren kadınlar var. Ama belirleyiciler mi, değil. Çünkü gerçekten katılıma çok açık. Mesela en son hani “artık bahar geldi, parklara çıkıyoruz” çağrısıyla piknik yapılıyor Yoğurtçu Parkında…  Parklarda olmanın da şöyle bir avantajı var, herhangi bir ismi yok, sadece Yoğurtçu Kadın Forumu olması parklarda hasbelkader olan bir sürü kadını da çeken bir hal yarattı. Çok çekimser olup ya ne yapıyorsunuz deyip ama gelip sonrasında katılan bir sürü kadın oldu. Sosyal medyanın çok büyük faydası var. Herkese çok açık, herkese derken kadınlara açık bir forum. Bağımsızlığı var..

Ayfer Saki – Mesela Yoğurtçu Kadın Forumu ana forumlardan bağımsız. Oradaki gibi bir işleyişin koordinasyonu, bir organizasyonu yok, her şeyi burada kadınlar birlikte kotarıyorlar.

–          Kadın forumu yapmanın ve öncelikle kadın kimliği üzerinden bir arada olmanın olanakları neler sizce?

Ayfer Saki  – Kadın kimliği üzerinden konuşuyor olmanın benim açımdan durumu şu: Genel forumlarda, aslında hayatta da öyledir ya, mesela kadın meselesine dair bir sürü mesele gündem çok ağırken, çok tali kalabilir. Gezi sonrasında da aslında biz kendimize dair gözaltında taciz, tecavüz meselelerini konuştuk. Bunun için bilinç yükseltme grupları oluşturduk, küçük lokal gruplar oluşturuldu. Bunlar mesela daha çok büyük forumlarda yapılabilecek şeyler değildi. Biz kendi farkındalığımızı anlamak, anlatmak, birbirimizle bir şeyleri paylaşmak noktasında burada parklarda, forumlardayız, ayrı bir forum olarak varolmak böyle bir anlam taşıyor. Daha etkileşimli, bir sürü kadının katılabildiği… Büyük forumlar hem kapalıdır, hem biraz korkutucudur, mesela ben de dayanışma evlerinin biraz kapalı olduğunu düşünüyorum. Orada oturmuş bir kadro vardır, gitmeye kalksanız yapılar oluşmuştur, atölyeler oluşmuştur, adaptasyonunuz o kadar kolay olmaz. Bana öyle geliyor en azından. Ama buraya her gelen bir merhabadan sonra, içerde yemek yer ve çay içer vaziyette olur. Bu çok rahatlatan bir şey. O yüzden hani ben ayrı bir kadın buluşmasının bir rahatlığı olduğunu da düşünüyorum. Politik bir önemi de var tabii.

Aysun Eyrek – Tabii ki senin dediğin gibi karma örgütlerin değil belki ama diğer forumlarda büyük forumlarda hep kadın sorunu ve aslında bizim konuşmak istediğimiz şeylerin biraz daha geri plana itildiğini görüyorsunuz. O yüzden Yoğurtçu Kadın Forumu önemli bir şey. Çünkü burada bir araya gelip sorunlarımızı konuşuyoruz, bir araya gelip işte bir problemimizi birbirimizle dayanışarak, deneyim aktararak konuşuyoruz. O yüzden önemli.

Mesela benim bir deneyimim oldu bu konuda. Karma diyorum, karma dememem lazım, büyük forumlara hep bana deniyor ki, “Neden hep oradasın, bu kadar forum var, tamam orada ol ama arada da buraya gel” falan. Bir gün Abbasağa’da kadın konulu foruma katılmaya karar verdim. Gittim, bir defa gittim, bir daha da gitmedim. Gitmemeye de karar verdim. Kadın konulu, gündem kadın ama kadınlar konuşmuyor, erkekler konuşuyor, kadınlara kolaylaştırıcılık verilmiş ama, en ufak bir mikrofon bozulduğunda erkek atılıyor, alıyor elinden mikrofonu falan. Bu hal bana çok korkutucu geldi. Hatta yanımda arkadaşım çıktı konuşma yaptı, yani “bu nasıl kadın forumudur” falan diye, bundan sonra da gitmek istemedim. Gerçekten oralarda kadınlar kendilerini ifade edemiyorlar. Kendimizi ifade edemediğimiz yerde de olmamalıyız gibi geliyor bana. Olanlar olsun tabii. Bazı arkadaşlarımız diyor ki, büyük forumlarda da kadın sorununu konuşalım ki, tamam …..

Ayfer Saki – Diğer forumlarla da dayanışma gösteriyoruz kadın arkadaşlarla.

Gökşen Ayvaz – Evet, eylemdir şudur budur. Tabii ayrı bir örgütlenmenin başka bir şeyi var. Temas ediyorsun bir kadınla, belki dışarda karşılaşmıyoruz. Pek çok kadın deneyimiyle karşılaşıyorsun bu hani kişisel olarak bence büyük bir gelişme oluyor hem de politik olarak da seni etkileyen bir şey. Ne zamandır biz aslında kendimizi geliştiriyoruz, bilinç olarak, feminizmle tanışıyoruz, bedenimizi tanıyoruz, bugün mesela anneliği konuşacağız, ben anne değilim, ama belki annelikle ilgili pek çok farklı kadın bir şeyler düşünüp ortaya atacak. Bunları diğer forumlarda yapabilir miydik. Yapabiliriz ama bu kadar etkisi olur mu o biraz muallak gibi geliyor. O yüzden ben buranın bağımsız kadın örgütlenmesinin diğer forumlara göre kadınları güçlendiren bir noktada olduğunu düşünüyorum.

–          Gezi’de, aslında geziyi bir milat olarak almak şu an konuştuğumuz birçok şey için bir milat oluyor. Orada kadınları buluşturan şey ne bileyim bu valiye karşı yapılan annelerin zincirli eylemi, bu tür reflektif yaptığınız şeyler oldu mu sürecin içinde? Yani gerçi herkes aktördü, bunu birilerinin azlığı çokluğu meselesi değil ama kendisini çok böyle temsil ettiğiniz aktör olarak hissettiğiniz deneyimler yaşadınız mı?

Ayfer Saki – Evet, bu bilinen bir şey aslında, kadınlar da vardı, ister feminist olsunlar ister olmasınlar ama kadınlar gerek kendi kimliğiyle gerek başka kimliklerle Gezi’de varlardı. Ama hani Gezi’ye aktif olarak katılmanın ötesinde o park sürecinde de aslında kendi durdukları yerden de bir sürü şeye itiraz ettiler. İstiklalde, ben katılamadım ama, cinsiyetçi küfürleri temizleme, değiştirme yapılmıştı, küfür atölyesi yapılmıştı. Mesela Çarşı’nın sloganlarında oldu, hatta bazen öyle şeyler oldu ki işte ben ne bileyim en son bir eylemde “orospu çocuğu” diye küfür ettiler, “orospularla derdiniz ne?” dedik, “çok özür dileriz” dediler. “Bir an işte kaçıyor, ağız terbiye olmadı” falan, bunlar iyi şeyler aslında, değişim, dönüşüm denen şeyler çok öyle hadi deyince olmuyor ya, tam sorduğun şey bu muydu bilmiyorum ama bence etkisi vardı.

Gökşen Ayvaz – Bir de şey vardı, gezi direnişine baktığın  zaman zaten iki tane şey var, biri kırmızılı kadın, biri TOMA’ya direnen kadın. İkisinin de, iki figürün de kadın olması çok tesadüfi değil herhalde. Hani aktör olarak bunları da söyleyebiliriz.

–          O kırılganlığı, kadının naifliğinin bir şekilde yırtıldığı bir şey var mesela ben sözlü tarihçiyim aslen, sözlü tarih görüşmelerinde, bir uyanışı görüyorum, hem LGBT’ye karşı bir uyanış hem de yanındaki kız arkadaşına, onunla birlikte direniş gösterme halini önce yabancılayıp sonra da … Onlar da, aslında algının bozulduğunu, sahip olduğumuz algımızın kırıldığını gösteren şeyler. Çok yaygın, şu an belki çok hissetmiyoruz ama bire bir herkes o kimyasal, bedensel, zihinsel değişimi bir şekilde yavaş yavaş yavaş yaşayarak bu noktaya geliyor ve bu dediğiniz gibi bir anda olabilecek bir şey değil, bütün zamana yayılma etkisi var.

Aysun Eyrek – Benim de aklıma şu geldi, Gezi Direnişinde, kaçıncı gün hatırlamıyorum ama biz birkaç kadın arkadaşla öndeydik, birkaç kişi dedi ki, “ya kadınlar arkaya gitse, şimdi gaz filan gelir, size bir şey olur”, ondan sonra tepki gösterdik, “kadın ya da erkek olmak burada bir şey değil, buna ben karar vereyim” dedik. “Ama işte biz sizi düşünüyoruz” sözlerine  “tamam, kendimizi koruruz” filan deyince böyle bir şaşırmışlardı, ondan sonra bir toparlayıp… Kadınlar hep öyle görülüyor, naiflik, kırılganlık şeydir, zarar verebilir, aman koruyalım, kollayalım filan. Biraz bu algı da değişmiştir diye düşünüyorum.

–          Gezi süreciyle ve forumlarla birlikte tanıştığınız, yeni tanıdığınız kadınlar oldu mu?

Aysun Eyrek – Çok fazla var. Kendim için söyleyeyim. Ben bağımsız bir feministim daha öncesinde. Kendimi feminist olarak tanımlıyorum ama bir örgütüm yok. Takip ettiğim şeyler var ama çok da aktif değilim içerisinde.

Bende mesela Gezi Direnişinden sonra gelişen bir şey, tabii birçok kadını Gezi’den sonra tanıdım, bunun hem forumla bağlantısı hem de artık bir şeyler yapmalıyız  fikri  var. Bağımsız olarak, tek başına bir hareketin olamayacağını fark ettim. Onun için bir forum bir de gittiğim feminist bir örgüt var… Örgütlenmeyi seçtim bundan sonra  ve pek çok insanı yeni tanıdım. Benim gibi bir sürü insan da var forumla başlayan, Gezi’den sonra da örgütlenen siyasetle tanışan. Bizim forumumuzda da var.

–          Bir araya geldiğiniz günden bugüne, yaptığınız etkinliklerden ve ne tür roller aldınız bu süreçte, biraz ondan da bahseder misiniz?

Ayfer Saki – Her hafta yaptığımız için 52 tane toplantımız olmuş. Her Çarşamba düzenli toplanıyoruz. Gündemleri şöyle belirliyorduk. Mesela bugün toplanacağız. Ne konuşalım arkadaşlar diyoruz ortaya. Birkaç arkadaş söylüyor, farklı farklı çıkarsa kendi aramızda konuşuyoruz, hangisi daha öncelikli olabilir diye buna karar veriyoruz. Ama genelde ben şunu fark ediyorum, foruma olan ilgi bedenimizle ilgili konularda çok fazla, beden ve cinsellik konularına…

–          En bastırılan çünkü…

Ben şaşırmıştım mesela, Hiçbir gündeme gelmemişti biri, dört kadın cinselliğimizi konuşuyoruz demiştik, ona geldi, ve geldiğinde de o kadar rahat ifade etti ki kendini, dedi ki “ben bunu yıllardır konuşamıyordum, bana çok iyi geldi” dedi. Bu çok güzel bir şey mesela. Çünkü hepimiz rahat konuştuğumuz için deneyim aktarıyoruz. Ben bunu duyduğumda, evet ya benim de vardı bu, birbirimizi güçlendiriyoruz bu deneyimleri aktardıkça. Yalnız olmadığımızı, hepimizin aynı şeyleri yaşadığımızı ama konuşmadığımız için bunu hep ben yaşıyormuşum, yaşıyoruz ve kendi içimizde boğulup kalıyoruz. Oysa ki burada mesela, orada ben çok etkilenmiştim, çok iyi gelmişti bana.

–          Özdeşlik, aracı oluyor, bir araya gelişlerinize… Ne hedefleriniz var bundan sonrası için? Kampanya diyeceğim ama kampanya demek istemiyorum…

Aysun Eyrek – Bir kampanya oldu. Seçim döneminde bir kampanya oldu. Bir “Kadınlar belediyelerden, yerel yönetimlerden ne istiyor?” üzerinden, aslında çok da güzel bir çalışma yapıldı. Bir broşür hazırlandı, videolar hazırlandı, kadınların sokaklardaki, kentlerdeki varlığına ya da var olamama hallerine dair, yaşadığımız ciddi riskler, sıkıntılar üzerinden bir video hazırlandı.  Güzel bir videoydu o. Taleplerimizi belirleyip birtakım adaylarla birebir görüşüldü. En belirgin kampanya olarak ben bunu hatırlıyorum.

Gökşen Ayvaz – Yeldeğirmeni Mahallesinde de bir taciz eylemi oldu, kampanya değildi ama, bu şeydi, Yeldeğirmeni Mahallesi var, Rasimpaşa deniyordu eskiden, orada çok fazla, bir sokakta, karanlık falan bir sokakmış  ve tacize uğruyormuş kadın  arkadaşlarımız, bunu gelip ilettiler bize. Ne yapabiliriz diye, aramızda konuştuk ve bir akşam sokağa çıktık. O mahallenin bütün sokaklarına girdik. Kaç kadın vardı, yaklaşık 100 kadın vardık. “Bu sokak niye karanlık”, “bu sokakta taciz var” diyerek, bütün o sokakları gezerek bir eylem yaptık. O eylem orada yaşayan kadın arkadaşları da çok rahatlattı.

Ayfer Saki – Bir de şey vardı, “kadın istihdam paketi” açıklanmıştı. Onunla ilgili bir eylem yaptık iskele’de. Neden karşı olduğumuzu, taleplerimizi, dayatılan şeyin aslında bizim yararımıza değil tam tersine eve hapsetmeye çalışan, tamamen aile içerisine sokan bir şeydi paket. Onunla ilgili bir eylem düzenlemiştik.

Bundan sonra forum bu şekilde gidecek gibi görünüyor. Yine biz her hafta toplanıp bir araya gelip kendi konularımızı tartışıp gerekiyorsa ve istiyorsak da yine sokakta oluruz. Bizim sevdiğimiz alanlardan biri de sokakta olmak bence. Onu da güzel yapıyoruz, sokak eylemlerimizi. Yine sokaklarda, parkta devam ederiz. Geçen hafta bir eylemimiz oldu.

Bir şey söylemek istiyorum. Bu hani bütün ana forumlardan, ana forum diyeceğim ama, onlar daha kitlesel olduğu için ana forum diyeceğim, yoksa başka bir güzelleme yok. Onlardan bağımsız olmamızın, bağımsızız belki ama onlardan kopuk değiliz,

–          Kimlerle ilişki içindesiniz?

Ayfer Saki – Kadıköy’deki, Yeldeğirmeni Dayanışması, Caferağa Dayanışması, hem de genel olarak dayanışmaların çağrılarına katılıyoruz. Toplu Kadıköy eylemlerine zaten katılıyoruz. Hem Burayla hem orayla ilişkilenen arkadaşlarımız var. Yoksa biz ayrıyız, onlara uymayız tavrı asla yok. Burası gerçekten çok güzel bir tanım oldu, efektif oldu, öyle bir yanı var. Hem de bizim soluk almanın, kendimizi rahatlıkla ifade edebilmenin alanı sokak, çünkü ben şuna inanıyorum kadınlar kendilerini biraz daha rahat ifade ederlerse kendilerini bir miktar daha özgür hissederler. Bizimle birlikte sokağa çıkıp eylem yapan, ilk kez sokağa çıkıp eylem yapanlar oldu. Bu sene bayağı bir sokak eylemi yaptık.

Şu an Soma’yla ilgili Kadıköy’deki forumlar ortak bir çalışma grubu kurdular, biz de mesela bunun içerisinde yer aldık. Daha yeni olan bir şey ama, bizi de çağırdılar, dolayısıyla dayanışma içerisindeyiz diğer forumlarla da.

–          Ortalama kaç kişiden bahsedebiliriz, sizin forum için? Etki alanınızda olan

Aysun Eyrek – Sayı vermek doğru olur mu bilmiyorum ama… Sosyal medyadaki sayımız korkunç. Çok takipçimiz var. Ama toplantıya gelenlerin sayısını soruyorsan hiç bilemiyoruz, çünkü çok değişken. Katılım konuya, güne ve hava durumuna göre değişiyor.

Ayfer Saki – Sabit bir katılımcısı var ama her hafta beş yüz kadın geliyor. (gülüşmeler) Şöyle söyleyebiliriz aslında, elli ikinci haftayı da devam ettirecek sayılarla ilerliyoruz. Yirmi katılımcının altına pek düşmedik. Yüz kişi toplandığımız da oldu.

–          Sosyal medya isimlerinizi de söylerseniz, röportajın içinde yer alsın, takip etmek isteyenler için…

Ayfer Saki – Yoğurtçu Kadın Forumu facebook’ta, mail adresimiz de yogurtcukadinforumu@gmail.com Forumumuza katılmak isteyen kişiler eğer verirlerse, onlardan mail adreslerini alıyoruz… Böyle dayatma şeklinde değil ama, istiyoruz ki, en azından forumumuza gelsin ve bizimle de bir temas halinde olsun.

–          Neden böyle bir şeye ihtiyaç  var, bir araya gelmek, çoğalmak ve aynı şeyleri hissettiğini görmek için, buraya özel söylemiyorum ama, hani bu örgütlenme biçimi insanı  güçlü hissettiren bir şey ama onun ötesinde yapılabilecek eylemliliğe dair neler var, sizin ufkunuz nasıl açıldı bir araya geldikten sonra?

Aysun Eyrek – Mesela yeğenlerim var benim, yeğenlerimi ben foruma davet edemedim, niye edemedim, çok uzakta yaşıyorlar, işleri var, şu bu, ama burada olmalarını çok isterdim. Çünkü kendimdeki dönüşümü ve gelişimi ve kendi bilinç yükselme halimi gördüğüm için birçok kadının da aynı şeyi yapabilirim hali ve bilmedikleri için, buraya gelseler ve bu çünkü kendimdeki dönüşümü ve gelişimi ve kendi bilinç yükselme halimi gördüğüm için birçok kadının da aynı şeyi yapabilirim hali ve bilmedikleri için burayı, buraya gelseler ve bu derin paylaşımı yaşasalar eminim onlar da çok iyi hissedecekler kendilerini. Daha özgür hissedecek kadınlar. Ve daha güçlü olacaklar dışardaki hayata karşı. Bunun için bütün kadınların güçlenmesi için bizle birlikte olmalarını istiyoruz.

Facebooktwittergoogle_plusmail

Yoğurtçu Kadın Forumu ile bağımsız kadın örgütlenmesi ve forumlar üzerine…” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir