Makondo’dan günümüze kalanlar

Facebooktwittergoogle_plusmail

Ericka Beckman

(çev. Erol Yeşilyurt)

Güzel havada  yükselen bakireler,  sürekli unutkanlığa terk edilmiş kasaba halkı, ve domuz kuyruğu ile doğan çoçuklar. Bunlar, geçen hafta 87 yaşında Meksika şehrinde vefat eden Kolombiyalı romancı Gabriel García Márquez’in yarattığı kurgusal dünyayı hatırlatmak için geçtiğimiz günlerde tekrar akla gelen örneklerden bazılarıydı. Bir kalıba sığmayan olayların gayet ciddi bir şekilde söylendiği büyülü gerçekçilik olarak bilinen ekolün öncüsü olarak teyit edilirken, o yazarlık serüveni boyunca Latin Amerika’nın bütün zamanlarda en iyi tanınan yazarı haline geldi.

  Özellikle Avrupa ve ABD’de ki okurlar, uzun zamandır Makondo’yu- García Márquez’in edebi yapıtları içinde yarattığı kurgusal kasaba- ‘’uykuda’’ ve ‘’ekzotik’’ batıl iltikatların hakim olduğu ve büyünün ‘’halen’’ mümkün olduğu bir yer olarak hatırlama eğilimindedirler.  Tek kelimeyle, Makonda enfestir çünkü, en azından standard tanımlamalara göre halen modern değildir. Ve yine de García Márquez’in karakterleri, kehanetleri ve  domuz kuyruklu çocuklar büyünün gerçek örnekleri değildir. Sık sık sözü edilen modernitenin kendisidir, ve özellikle doğaüstü ve esrarlı olarak tanımlanan ise kapitalist güçlerdir. Örneğin, Yüzyıllık Yalnızlık’ta(1967) kurgusal kasaba Makonda’da güzel Remedios havaya yükseldiğinde hiç kimse gözünü kırpmaz. Ancak tren geldiğinde, bir kadın,  korkunç gürültüsünden dolayı ‘’bir köyü arkasında sürükleyen bir mutfak’’ izlenimini veren makina’nın garipliği tarafından deliliğe sürüklenir. Daha sonraki muz yetiştirme bölgesinin meydana çıkışı ilk önceleri hayret ve sonra da mokondinolular arasında eşitsizliğin büyümesi şeklinde sonuçlanır. García Márquez’in Buendia klana ait harika destanında, şirket büyüyerek öylesine bir güç kazanır ki, hava durumunu dahi kontrol eder. Ayrıca hatıraları da şekillendirir: grevdeki işçilerin katliamından sonra şirket bu olayın unutulmasını emreder. Sonrada muz şirketi hiç bir uyarıda bulunmadan United Fruit’ın 20.inci yüzyılın ortalarında Kolombiya kıyılarını terk ettiği gibi kasabayı terk eder, Mocanto’yu izolasyona, ya da – García Márquez’in tercih ettiği terim- yalnızlığa mahküm eder.

García Márquez’in romanlarında sermaye düzeninin büyünün nihai kaynağı olması, özellikle Makondo’nun kendisi dünya pazarının yaratımı olduğundan o kadar şaşırtıcı değildir. García Márquez kendisini de başı dertte olan modernitenin bir ürünü olarak gördü. Yazar 1927 yılında United Fruit şirketinin enklavı olan Kolombiya’nın Aracataca kasabasında doğdu. Hayatının enklavde yaşananlar tarafından şekillendiğini anladı, bazen doğduğu yılı grevci United Fruit işçilerinin utanç verici katliamıyla ( bu olay Yüzyıllık Yalnızlık romanının doruk noktasını teşkil eder) rastlaşması için 1927’den 1928’e çevirdi.  United Fruit enkalvının tarihi García Márquez’in kurgusal dünyasında o kadar merkezi bir öneme sahiptir ki, ‘’Macondo’’ ismi dahi anlamı ‘’muz’’ olan Bantu kelimeden gelmektedir.

Kıyı Kolombiya’sının istikrarsız ve oldukça eşitsiz  olan küresel pazara entegrasyonu García Márquez’in edebi projesinin temelinde yatmaktadır. 1955’de ki romanı Yaprak Fırtınası’nda –  Yüzyıllık yalnızlıktan on yıl önce gelir-  García Márquez  sermaye güçlerinin bir zamanlar hareketsiz olan kasabaya hızlı ve önlenemez bir şekilde varışlarının heyecanlı bir tanımını yapar. ‘’ Sanki aniden kasırga kasabanın merkezinde köklerini saldı, yaprak fırtınası tarafından kovalanan muz şirketi geldi’’:

Bir yıldan az bir süre içinde onun sayesinde kasaba da meydana gelen bir çok felaketin yıkıntılarının tohumlarını ekti, birbirine karılmış çöp yığınlarını caddelere saçtı. Ve birdenbire bu çöp, delice ve ne yapacağı kestirilmeyen fırtınanın ritmi tarafından hizaya sokuldu, kişiselleştirildi, bir zamanlar bir ucunda nehir  ve diğer ucunda ölüler için anma yeri olan dar  cadde diğer kasabaların çöpleri tarafından  değişik ve daha karmaşık bir kasaba haline getirildi.

Makonda’yı yaratan güç organiktir ancak tam olarak doğal değildir. Muz enklavının perpsektifinden sermaye zenginleştirir. Ve bu zenginleştirme hiç bir şekilde masum değildir.

Makondo Latin Amerika’nın uzun yıllara dayanan emperyalizm ve yerli ve yabancı elitler tarafından sömürülmesi sonucu doğmuş olan edebi bir eserdir. Hiç bir şekilde bu sömürüyü büyük bir edebiyat eserine dönüştüren ilk yapıt değildir – Pablo Neruda, Nicolás Guillén ve César Vallejo gibi şairler daha önce gelen önemli bazı isimlerdir.-  García Márquez’in Makondo yaratımıyla,  yalnızca Latin Amerika’da değil 3.üncü dünya olarak anılan yerlerde kahramanca bir dönemin anti-emperyalizm, dekolonizasyon, ve devrimleri aynı zamana rastladı. Greg Grandin’in yazdığı gibi,  García Márquez ‘’bağımlılık teorisini aldı (sosyal bilimlere ait Latin Amerika solu tarafından kabul edilen Birinci dünyanın refahının Üçincü dünyanın fakirleşmesine dayandığını öne süren tez) ve bunu sanatın bir biçimi haline getirdi.’’

Bir bakıma, üçüncü dünya devrimlerinin ve onların ütopyalarının yenildiği günümüzde García Márquez’in hikayelerini bugünde anlatabileceğini hayal etmek imkansızdır. Yüz Yıllık Yalnızlığın destansı anlatımını sağlayan etkenler arasında geniş oranda,  baskıcı diktatörlük rejimleri ve 1970’lerin başında patlayan neoliberal kemer sıkmanın yer aldığı daha sonraki karşı devrimci dönemlerde yaşayan yazarların faydalanamadığı 1959’da başarıya ulaşan Küba devrimi vardır. Bu arada Garcia Marquez’in edebi akımı tanımlamak için kullanılan – Latin Amerikan ‘’Boom’’- edebiyatın bölgenin en son ihraç ürünü olarak belirlenmesi sonucu yazarın kendisi önlenemez kapitalist modernizasyon söylemi içine assimile edildi.

García Márquez’den sonra gelen Latin Amerikalı yazarlar için eserleri sık sık kızgınlık duyulan bir kaynak haline geldi.  (Örneğin Şilili romancı Roberto Bolaño, bilindiği gibi, büyülü gerçekçilik için ‘’kokuyor’’ dedi.) ‘’Makondo,’’ zamanla, kendini garipleştirmenin, sabit ifadelerden oluşan kalıpların ve – bir çokları için-  Latin Amerika hakkındaki söylemleri bir kalıba döken şüpheli bir eğilim idi.

Böylece García Márquez’in eserlerinin, sıkı bir şekilde artık geçip gitmiş olan bir zamana ait olduğunu söylenebilir. Yine de onlar inanılmaz bir şekilde ileri görüşlü ve kemer sıkma, belirsizlik ve sosyal terk edilmenin zamanı olan günümüze uygundurlar. Gerçekten de, en iyi bilinen bazı hikayeleri, günümüzde korkutucu şeylerin meydana geleceğine dair tuhaf ve ürkütücü bir önseziye sahip gibidir, García Márquez sanki, yalnızca yirminci yüzyılın başlarında Kolombiya’da ki  muz enklavleri hakkında değilde, kapitalizmin her tarafa sirayet eden mantığı hakkında yazmaktadır. Örneğin borçlarını ödemek için Karayip denizini satan diktatörü hatırlayalım. (Patriyarkın Sonbaharı). Ya da hiçbir zaman eline geçmeyen emekli maaşını istemek için yazan,  emekli albay. (Hiç Kimse Albaya Yazmıyor). Ya da ninesine astronomik bir şekilde borçlandıktan sonra hayat kadını haline gelmeye zorlanan genç kadın. (Masum Erendira ve Merhametsiz Ninesinin ’nın İnanılmaz Ve Hüzünlü Hikayesi). Bu gibi hikayelerin yankıları durmaksızın artan sömürü ve mülksüzleştirmenin olduğu zamanımızda kulaklarımızdan eksik olmamalıdır. García Márquez’in Makonda’yı tanımlamasını anımsarsak, bizler halen, bizden önce meydana gelen felaketlerin bir ürünüyüz; yapılması gereken bu paylaşılan hikayeleri yeni kolektifler ve ifade biçimleri haline dönüştürmektir. Romancı’nın 1982 yılında yaptığı Nobel ödülü kabul konuşmasında söylediği gibi, ‘’  Dünya dağıtılırken kendi yaşamlarına sahip oldukları yanılsamasına sahip olan tüm halklar ile meşru dayanışmanın somut eylemleri haline dönüşmediği sürece hayallerimizle dayanışma, kendimizi daha az yalnız hissetmemize yol açmayacaktır.’’

* Ericka Beckman Illinois at Urbana-Champaign Üniversitesinde Latin Amerika ve karşılaştırmalı edebiyat dersleri veriyor. Capital Fictions: Writing Latin America’s Export Age (2013) kitabının yazarıdır.

Kaynak: Dissent Magazine, http://www.dissentmagazine.org/blog/whats-left-of-macondo

** Bu yazı Mesele’nin 91. sayısında yayınlanmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusmail

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir